SON DAKİKA

Toyota, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde çevreci kimliği ile geleceği şekillendiriyor…

Bu haber 09 Haziran 2020 - 5:56 'de eklendi ve kez görüntülendi.

SALGINLA BİRLİKTE ÇEVREYE VERİLEN ÖNEM ARTARKEN
TOYOTA ŞİMDİDEN 2050 YILINA HAZIRLANIYOR

Pandemi sürecinde alınan önlemlerin çevre üzerindeki olumlu etkisi net bir
şekilde ortaya çıkarken, Toyota otomobillerin doğaya zararını sıfıra indirmek
için 6 ana başlıktan oluşan stratejik “2050 Çevre Hedefi” ile konuya verdiği
önemi bir kez daha gözler önüne serdi.
Çevreci kimliği ile otomotiv sektörünün öncü markası olan Toyota, doğa dostu
özellikler taşıyan teknolojileri hayata geçirmek için 50 yıla yakın süredir
çalışmalar yapıyor ve çözümler sunuyor. Toyota, yapmış olduğu bu çalışmalar
ile; yakıt verimliliğini arttırmak ve CO 2 emisyonunu düşürmek, hava kalitesini
arttırmak için egzoz gazı salımını azaltmak ve azalan petrol rezervlerine karşı
alternatif enerji türleri bulmak hedeflerine odaklanmış durumda.
Otomobillerde “0” emisyon hedefiyle yola çıkan Toyota, 2050 yılında, emisyon
oranını 2010’a göre yüzde 90 düşürmeyi amaçlıyor. 1997 yılından bu yana
çevre dostu olan yaklaşık 15.5 milyon adet hibrit otomobil satışı gerçekleştiren
Toyota, bu araçların kullanılmasıyla birlikte, eşdeğer fosil yakıtlı araçların
kullanımına göre 93 milyon ton daha az CO 2 emisyon salımının
gerçekleşmesinin de önünü açtı.
Salgınla birlikte çevre bilinci arttı
Tüm dünyayı saran COVID-19 süreciyle birlikte çevreye verilen önemin artması
otomobil sektöründe gözleri hibrit teknolojisine çevirdi. Türkiye nüfusunun
yaklaşık yüzde 80'inin büyük şehirlerde yaşamasıyla birlikte, ulaşım ve enerji
sektöründe büyük oranda fosil yakıtlar kullanılması hava kirliğinin en önemli
sorun olarak ortaya çıkmasına neden oluyor. Hibrit ve elektrikli araçların tercih
edilmesiyle, belli bir oranda bu kirlilik azaltılabiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan çeşitli araştırmalarda ise, dizel
araçların egzozlarından çıkan azot oksit ve partiküller gibi salımların neden
olduğu hava kirliliği, kanserin ana sebebi olarak değerlendiriliyor. Hava
kirliliğinden korunmak için daha temiz yakıtlı sistemler ve ulaşım yöntemlerini
geliştirmek için başta Toyota olmak üzere çok sayıda marka çalışmalarını
aralıksız sürdürüyor.

"Avrupa hibrite yöneliyor"
Bugün dünyada üretilen araçların yüzde 98'i konvansiyonel içten yanmalı
motorlardan oluşuyor. Sadece elektrikle çalışan araçların sisteme
entegrasyonun zor olduğu günümüzde Avrupa başta olmak üzere refah
seviyesi yüksek ülkeler konvansiyonel motor ve elektrik motorunun birlikte
kullanıldığı hibrit araçlara yöneliyor. İki motorlu olan bu araçlarda şehir içi
kullanım süresinin yüzde 50'sini elektrik enerjisiyle karşılayarak önemli ölçüde
akaryakıt tasarrufu sağlarken çevreyi de çok daha az kirletmiş oluyor.
Salgın sürecinde Toyota’nın kendi kendini şarj eden hibrit teknolojisine sahip
araçları benzin ve dizel araçlara göre, daha çok talep edilmeye başladı.
Toyota’nın yıllık olarak ürettiği 10 milyon adetlik aracın yüzde 50'sinden fazlası
2025 yılında hibrit motorlar veya sıfır emisyonlu teknolojilerden oluşacak.
"Gelecek hidrojende"
Hibrit teknolojisindeki öncü kimliği gibi sadece su buharı salımı yapan hidrojen
teknolojisini de otomotiv sektörüne sunan Toyota, hidrojeni 2050'li yılların
enerjisi olarak görüyor. Toyota hidrojenden elektrik elde eden yakıt hücreli
sistemlerin yüksek maliyetlerini aşağı çekerek, bu teknolojinin de
yaygınlaşmasını amaçlıyor. Avrupa'da birçok yerel yönetim yüksek maliyetleri
olmasına rağmen şehir içi toplu taşıma çözümlerinde hidrojenle çalışan taşıtları
tercih ediyor.

Bilgi İçin: Eray Kınay, ekinay@messageiletisim.com Tel:0.216.3188471

SALGINLA BİRLİKTE ÇEVREYE VERİLEN ÖNEM ARTARKEN
TOYOTA ŞİMDİDEN 2050 YILINA HAZIRLANIYOR

Pandemi sürecinde alınan önlemlerin çevre üzerindeki olumlu etkisi net bir
şekilde ortaya çıkarken, Toyota otomobillerin doğaya zararını sıfıra indirmek
için 6 ana başlıktan oluşan stratejik “2050 Çevre Hedefi” ile konuya verdiği
önemi bir kez daha gözler önüne serdi.
Çevreci kimliği ile otomotiv sektörünün öncü markası olan Toyota, doğa dostu
özellikler taşıyan teknolojileri hayata geçirmek için 50 yıla yakın süredir
çalışmalar yapıyor ve çözümler sunuyor. Toyota, yapmış olduğu bu çalışmalar
ile; yakıt verimliliğini arttırmak ve CO 2 emisyonunu düşürmek, hava kalitesini
arttırmak için egzoz gazı salımını azaltmak ve azalan petrol rezervlerine karşı
alternatif enerji türleri bulmak hedeflerine odaklanmış durumda.
Otomobillerde “0” emisyon hedefiyle yola çıkan Toyota, 2050 yılında, emisyon
oranını 2010’a göre yüzde 90 düşürmeyi amaçlıyor. 1997 yılından bu yana
çevre dostu olan yaklaşık 15.5 milyon adet hibrit otomobil satışı gerçekleştiren
Toyota, bu araçların kullanılmasıyla birlikte, eşdeğer fosil yakıtlı araçların
kullanımına göre 93 milyon ton daha az CO 2 emisyon salımının
gerçekleşmesinin de önünü açtı.
Salgınla birlikte çevre bilinci arttı
Tüm dünyayı saran COVID-19 süreciyle birlikte çevreye verilen önemin artması
otomobil sektöründe gözleri hibrit teknolojisine çevirdi. Türkiye nüfusunun
yaklaşık yüzde 80'inin büyük şehirlerde yaşamasıyla birlikte, ulaşım ve enerji
sektöründe büyük oranda fosil yakıtlar kullanılması hava kirliğinin en önemli
sorun olarak ortaya çıkmasına neden oluyor. Hibrit ve elektrikli araçların tercih
edilmesiyle, belli bir oranda bu kirlilik azaltılabiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan çeşitli araştırmalarda ise, dizel
araçların egzozlarından çıkan azot oksit ve partiküller gibi salımların neden
olduğu hava kirliliği, kanserin ana sebebi olarak değerlendiriliyor. Hava
kirliliğinden korunmak için daha temiz yakıtlı sistemler ve ulaşım yöntemlerini
geliştirmek için başta Toyota olmak üzere çok sayıda marka çalışmalarını
aralıksız sürdürüyor.

"Avrupa hibrite yöneliyor"
Bugün dünyada üretilen araçların yüzde 98'i konvansiyonel içten yanmalı
motorlardan oluşuyor. Sadece elektrikle çalışan araçların sisteme
entegrasyonun zor olduğu günümüzde Avrupa başta olmak üzere refah
seviyesi yüksek ülkeler konvansiyonel motor ve elektrik motorunun birlikte
kullanıldığı hibrit araçlara yöneliyor. İki motorlu olan bu araçlarda şehir içi
kullanım süresinin yüzde 50'sini elektrik enerjisiyle karşılayarak önemli ölçüde
akaryakıt tasarrufu sağlarken çevreyi de çok daha az kirletmiş oluyor.
Salgın sürecinde Toyota’nın kendi kendini şarj eden hibrit teknolojisine sahip
araçları benzin ve dizel araçlara göre, daha çok talep edilmeye başladı.
Toyota’nın yıllık olarak ürettiği 10 milyon adetlik aracın yüzde 50'sinden fazlası
2025 yılında hibrit motorlar veya sıfır emisyonlu teknolojilerden oluşacak.
"Gelecek hidrojende"
Hibrit teknolojisindeki öncü kimliği gibi sadece su buharı salımı yapan hidrojen
teknolojisini de otomotiv sektörüne sunan Toyota, hidrojeni 2050'li yılların
enerjisi olarak görüyor. Toyota hidrojenden elektrik elde eden yakıt hücreli
sistemlerin yüksek maliyetlerini aşağı çekerek, bu teknolojinin de
yaygınlaşmasını amaçlıyor. Avrupa'da birçok yerel yönetim yüksek maliyetleri
olmasına rağmen şehir içi toplu taşıma çözümlerinde hidrojenle çalışan taşıtları
tercih ediyor.